Narin Güran Keşfi: Mahkeme Reddetti, Gerçekleri Ben Ortaya Çıkardım

Türkiye, son günlerde Tunceli’de altı yıl önce kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun davasıyla çalkalanıyor. Doku’nun dosyası yeniden açıldı ve eski valisi Tuncay Sonel ile oğlu dahil olmak üzere 12 kişi tutuklandı. Bu gelişmeler, Doku’nun öldürülüp gömüldüğü ihtimali üzerinde duran Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun açıklamalarıyla daha da dikkat çekti. Doku’nun cesedinin bulunması için devletin yürüttüğü çalışmalar, kaybolan ve faili meçhul cinayete kurban giden aileler için umut ışığı oldu. Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş, Rabia Naz ve Narin Güran, bu konuda akla gelen isimler arasında yer alıyor.

Narin Güran olayı, diğer dosyalardan farklı bir boyut taşıyor. Çünkü sekiz yaşındaki Narin’in cesedi bulundu ve failin kim olduğu da tespit edildi. Ancak burada dikkat çeken nokta, failin kimliğinin devlet tarafından belirlenmiş olmasına rağmen, adaletin tam anlamıyla sağlanamamış olmasıdır. Devlete göre, Narin’i amcası, annesi ve ağabeyi öldürdü; Güran Ailesi ise komşuları Nevzat Bahtiyar’ın suçlu olduğunu savunuyor. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, geçen yıl yaşanan iki aylık yargılama sonucunda bu üç kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Narin’in cesedini gömen Bahtiyar ise suç delillerini yok etmekten 4 yıl 6 ay ceza aldı. Ancak Yargıtay, Bahtiyar’a daha ağır bir ceza verilmesi gerektiği düşüncesiyle kararı bozdu ve durumu yeniden değerlendirilmek üzere mahkemeye geri gönderdi.

16 Nisan’daki duruşmada, Bahtiyar’ın cezası 17 yıla çıkarıldı. Ancak bu karar, adaletin sağlandığı anlamına gelmiyor. Kamuoyunda Güran ailesinin masum olduğu yönünde geniş bir görüş hâkimken, savcılık ve jandarmanın Güranların Narin’i ‘görmemesi gereken bir şeyi gördüğü’ varsayımına dayalı olarak yürüttüğü soruşturma oldukça tartışmalı. Narin’in cesedinin gömüldüğü yer ile ilgili çelişkili ifadelerin yanı sıra, cinayetin üzerinin örtülmesi, olayın karmaşasını arttırıyor.

Baba Arif Güran, geçtiğimiz günlerde Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde keşif talebinde bulundu. “Kızımın hakkı yerde kaldı. Kızımın hakkını istiyorum” diyerek adalet arayışını sürdürdü. Ancak mahkeme, bu talebi reddetti. Oysa Narin Güran davasında verilen kararların dayanağı olan bilirkişi raporlarının hatalı olduğu ve gerçeklerle örtüşmediği düşünülebilir.

Bu noktada ben de bir keşif gerçekleştirme kararı aldım. 18 Nisan’da, ‘Şeytantepe’ adlı belgeseli hazırlamakta olan 140journo ekibi ile birlikte Tavşantepe’ye gittim. Narin, köy mezarlığında yatıyor ve hemen yanında ailesinin kurduğu Adalet Çadırı yer alıyor. Orada Narin için Fatiha okudum ve Güran ailesiyle sohbet ettim.

Baba Arif ve ağabey Baran Güran, avukatları Mustafa Demir, Yılmaz Demiroğlu ve Mahir Akbilek ile birlikte Narin’in geçtiği güzergahı inceledik. Narin’in camideki Kuran kursundan çıktıktan sonra Bahtiyar’ın evinin altından geçtiği biliniyor. Ancak Narin’in kaybolduğu 21 Ağustos’ta Bahtiyar’ın evinin ilk bakılması gereken adres olmasına rağmen, olayın üstü kapatılarak soruşturma süreci sekteye uğratıldı.

Bu keşif, Narin Güran davasının gerçeklerine ulaşmanın bir yolu olarak önem taşımaktadır. Adaletin sağlanması ve gerçeklerin ortaya çıkması adına bu tür çalışmaların devam etmesi gerekiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir