Kolombiya, Escobar’ın Hipopotamlarıyla Çevresel Bir Krizle Yüzleşiyor
Kolombiya, ünlü uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın özel hayvanat bahçesinden kaçan hipopotamların oluşturduğu çevresel sorunlarla karşı karşıya. Magdalene Nehri havzasında hızla artan sayılarıyla 200’ü aşan hipopotamlar, yerel ekosistem üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Bogotá hükümeti, bu duruma karşı ilk kez kaynak ayırarak, kontrol altına alma ve itlaf yöntemlerini içeren bir nüfus yönetim planı başlattı. Florida Üniversitesi’nden Dr. Amanda Subalusky, yaptığı araştırmalarla hipopotamların sayısının her yıl artmaya devam ettiğini ortaya koydu. Araştırma ekibinin hesaplamalarına göre, müdahale maliyetleri hızla yükselmekte ve bazı müdahale yöntemleri artık uygulanabilir olmaktan çıkmıştır. Çalışmanın sonuçları, Scientific Reports dergisinde yayımlandı.
Dört hipopotamla başlayan serüven, bugün 200’den fazla birey ile devam ediyor. Escobar’ın Hacienda Nápoles çiftliğinde kalan bu dört hayvan, Kolombiya’nın verimli sulak alanlarında ideal bir yaşam ortamı buldu. Sulak otlaklar ve doğal avcıların yokluğu, hipopotamların hızla çoğalmasına olanak tanıdı. Uzun ömürlü dişiler, yıllar boyunca sürekli üreme kapasitesine sahip ve bazıları yılda birden fazla yavru doğurabiliyor. Yetkililer, gerekli önlemler alınmazsa 2035 yılına kadar hipopotam sayısının binleri bulabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Hipopotamların etkileri, Magdalena Nehri boyunca belirginleşmeye başladı. Gündüzleri suya girip, geceleri karada otlayan bu hayvanlar, su kütlelerindeki oksijen seviyelerini düşürerek, su ekosisteminde baskı oluşturuyor. Kolombiya, 2022 yılında hipopotamları “istilacı yabancı tür” olarak tanımladı. Bu tanıma sahip olmak, ilgili kurumlara sorunun gözlemlenmesinin ötesine geçerek aktif müdahale etme yetkisi sağlıyor. Ancak bu durum, toplumsal ve hukuki tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Bogotá’nın yeni planı, veteriner kontrolünde uygulanacak ötenaziyi son çare olmaktan çıkararak, bölgesel yetkililer için uygulanabilir bir protokol haline getirdi. Hipopotamların taşınmasını öngören translokasyon yöntemi, güvenli bir nakil imkânı olmadığında ötenazi ile birlikte kullanılacak. Kolombiya Çevre Bakan Vekili Irene Vélez Torres, “Hipopotam nüfusunu azaltmanın iki yolu var: yer değiştirme ve ötenazi.” şeklinde açıklamalarda bulundu. Kimyasal yöntemler kullanılarak, hayvanların sakinleştirilip, ardından ilaçla hayati fonksiyonlarının durdurulması planlanıyor. Fiziksel yöntemler ise yalnızca güvenli erişimin mümkün olmadığı durumlarda devreye girecek.
Hipopotamların taşınması, merhametli bir seçenek gibi görünse de, 3 ton ağırlığındaki bir hayvanı taşımak oldukça karmaşık ve maliyetli bir süreç. İzinler, karantina kontrolleri ve uygun taşıma araçları gerektiriyor. Meksika, Ekvador, Peru, Filipinler gibi birçok ülke ile yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldı. Meksika, istilacı türler için ithalat engeli ile karşılaşırken, bir Filipin hayvanat bahçesi yüksek maliyetler nedeniyle projeden çekildi. Dört hayvandan türeyen popülasyonun düşük genetik çeşitliliği, üretim programları açısından bu hayvanları daha da zorlaştırıyor.
Kısırlaştırma yöntemleri ise yetersiz kalıyor. Erkeklerin kısırlaştırılması tek başına nüfus artışını durdurmak için yeterli olmuyor; çünkü asıl büyümeyi sağlayan dişilerin üreme sürekliliği. Gebeliği engelleyen ilaçların düzenli bir şekilde uygulanması gerekiyor ve her kaçırılan hayvan, nüfusun artışına katkıda bulunuyor. Hükümetin yaklaşık 80 hipopotamın öldürülmesini de içeren planı ilerledikçe, hayvan hakları savunucuları bu duruma karşı hukuki itirazlarda bulunmaya başladı.