NATO’nun Sağlık Planları: Üsküp Toplantısından Sızan Bilgiler Ne Anlama Geliyor?

NATO'nun Sağlık Planları: Üsküp Toplantısından Sızan Bilgiler Ne Anlama Geliyor?

Uluslararası kamuoyu, Temmuz ayında Türkiye’de gerçekleşecek olan NATO toplantısına odaklanmışken, geçtiğimiz günlerde Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te düzenlenen bir toplantıda sağlık sistemimizi doğrudan etkileyen önemli konular masaya yatırıldı. Gazeteci Erkin Öncan, toplantıda gündeme gelen önerilere dikkat çekerek, “Askeri sağlık hizmetleri, NATO üyeliğinin ‘yük paylaşımı’ görevinden savaş durumunda hızla ‘kaynak paylaşımına’ dönüşüyor. Peki, bu kaynaklar kime nasıl ulaşacak?” şeklinde bir soru yöneltti.

NATO COMEDS 65. Genel Kurul Toplantısı, 1-4 Haziran tarihlerinde Üsküp’te gerçekleşti. Toplantıda konuşan üst düzey yetkililer, iki temel noktayı vurguladı: Yaralıların tedavi süreçlerinin hızlandırılması ve cepheye dönüşlerinin kolaylaştırılması. Açılış konuşmasını yapan NATO Lojistik ve Kaynaklar Bölümü Direktörü Belçikalı Tümgeneral Luc Vanbockryck, tıbbi desteğin “herhangi bir silah sistemi kadar kritik bir yetenek” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Norveçli Tuğgeneral Petter Iversen ise “askeri sağlık hizmetlerinin artık kapsamlı bir destek alanı olmaktan çıkıp, temel bir unsur haline geldiğini” ifade etti. Bu ifadeler, NATO’nun yaralı askerlere sadece bir hasta gibi değil, en kısa sürede tedavi edilmesi gereken kaynaklar olarak baktığını gösteriyor. Aynı zamanda, olası bir savaş durumunda büyük kayıplar beklendiğinin de bir işareti.

Toplantıda, Ocak 2025’te yürürlüğe girecek olan NATO Tıbbi Eylem Planı (MAP) üzerine de önemli fikir alışverişleri yapıldı. Ancak bu planın detayları, gizlilik nedeniyle henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Yine de, bu tür toplantılardan ve yetkililerin konuşmalarından bazı ana eğilimleri anlayabiliyoruz. NATO’nun bu planı, “Tüm devlet – tüm toplum” yaklaşımını benimseyerek, yalnızca askeri sağlık sistemini değil, aynı zamanda devletin ve toplumun sağlık kapasitesini de dikkate alıyor.

Bu entegrasyonun pratikte nasıl işlediğini anlamak için, kamuya açık NATO belgelerine göz atmak yeterli. NATO’nun 7 Aralık 2023’te düzenlediği ilk ortak askeri-sivil sağlık toplantısında, ulusal sağlık otoriteleriyle kitlesel yaralı planlaması, kan tedarik güvenliği ve hasta transferi konuları üzerinde duruldu. Bir sonraki yıl NATO ile COMEDS arasındaki görüşmelerde de sivil-askeri işbirliği ana tema oldu. Burada dikkat çeken nokta, NATO’nun sivil sağlık sistemlerinin çatışma ortamında daha uzun süre çalışabilmesi gerektiğini vurgulamasıydı. Bu durum, NATO’nun sağlık alanındaki hedefinin askeri sistemi genişletmekten ziyade, sivil sağlık kapasitesini savaş koşullarına dayanıklı hale getirmek olduğunu göstermektedir.

NATO’nun sağlık kılavuzlarında yer alan yönergeler, stratejik stoklar, sivil/askeri tıpta ortak erişim düzenlemeleri ve sağlık gözetimi gibi birçok konuyu kapsamaktadır. Tüm bu düzenlemelerin halklar üzerindeki etkisini anlamak için, NATO belgelerindeki verilerden faydalanmak gerekiyor. ABD liderliğindeki NATO, üye ülkelerle birlikte “büyük bir düşmana” karşı sıcak savaşa hazırlandığını ve Türkiye’nin de bu savaşa askeri güç göndermesi gerektiğini belirtiyor. Bu durum, NATO’nun sağlık politikalarının sadece askeri bir strateji değil, aynı zamanda toplumsal bir boyutu da olduğunu gösteriyor.